Meme kanserinde, memede bazı değişiklikler oluşabilir. Kadınlar, kendi kendini muayene sırasında buna dikkat etmelidir.

Meme ve memebaşında farklılık , Memenin yanında ve/ya da koltukaltında bir kitle veya kalınlık

  • Memebaşının hassaslığı
  • Meme ve memebaşının görünümünde değişiklik
  • Memenin boyutunda ve şeklinde bir değişiklik
  • Memebaşının içe dönmesi
  • Meme derisinin ya da ucunun pullu, kırmızı ya da şiş olması (portakal kabuğu görüntüsü)

Memebaşı akıntısı : Memebaşından kendiliğinden olan, tek taraflı, kanlı veya beyaz renkte bir akıntı önemlidir. Bu durumda hemen doktora müracaat edilmelidir. Bazı kadınlar, meme başını sıkarak akıntı geldiğini söylemektedirler. Bunu tavsiye etmiyoruz. Fibrokistik meme değişikliğinde memebaşından gri-yeşil renkte bir akıntı olabilir. Bu önemli bir belirti değildir.

Her ne kadar erken meme kanserinde kitleden dolayı ağrı/acıma olmasa da, memedeki ağrı, veya başka bir belirtinin sürmesi durumunda doktora başvurulmalıdır. Çoğunlukla kitle ile birlikte ağrı olması memede ani oluşan kistlerle ilgilidir.

Adet döneminden hemen önce ortaya çıkan ve âdetten sonra kaybolan veya boyutça küçülen yumrular hemen her zaman önemsizdir. Bu tür değişiklikler bazen fibrokistik değişiklikler olarak yorumlanır. Memenin üst-dış kısmında daha sık görülmekle birlikte, memenin herhangi bir bölgesinde ortaya çıkabilirler. Menopoz öncesi yaşlarda bu tür değişikliklerin daha sık görülme eğilimi vardır. Bu değişikliklerin kesin nedeni bilinmemekte, kadın hormonları olan östrojen ve progesterona memenin anormal bir aşırı yanıtını yansıttığı düşünülmektedir. Koltukaltındaki lenf bezleri de memedeki, koldaki (böcek ısırması, kesik, kurdeşen) veya koltuk altındaki (tıraş etmeniz durumunda) günlük değişikliklere yanıt verdiğinden, boyutlarında değişiklik meydana gelebilir. Memede giderek büyüyen bir bölge veya yumru gibi belirtiler varsa, fizik muayene, ultrasonografi ile değerlendirilmesi ve hatta mamografi çekilmesi, ayrıca sıvı veya doku örneği alınarak incelenmesi önerilir.

Meme başındaki, çeşitli kremler kullanılmasına karşın ortadan kalkmayan, pullu, bazen kaşıntılı döküntüler iyi huylu olabilir (kanser değildir). Ancak bunların Paget hastalığı adı verilen, nadir bir meme kanserine bağlı olma olasılıkları da vardır. Memenin Paget hastalığı genellikle bir döküntü ile başlar. Zamanla, meme başına akan süt kanalları boyunca büyüyebilir. Erken yakalanırsa tedavi edilebilir. Steroidli kremlerle tedavi edildiğinde ortadan kalkan döküntülerin ciddi olmadıkları söylenebilir. Herhangi bir şekilde döküntünün tekrar ortaya çıkması veya kaybolmaması durumunda doktorunuzun biyopsi önerisi iyi bir fikirdir.

Mikrokalsifikasyon (kireçlenme) : mamografide küçük birbirine benzemeyen ve kümelenmiş kireçlenmelerin (mikrokalsifikasyon) görülmesi önemli bir bulgu olabilir. Bunu daha ileri değerlendirme gerektirip gerektirmediğne doktorunuz ve radyoloji uzmanı karar verecektir.

 

Memenin içerisinde kanser gelişmesi ve bu oluşan kanserli dokunun muayene veya radyolojik incelemelerle saptanabilir hale gelmesi için bir süre geçmelidir. Meme kanseri tanısı konulan hastaların yaklaşık %80’inin şikayeti memede ele gelen kitledir. Bu nedenle, erişkin her kadının düzenli olarak kendi kendine meme muayenesi yapması önerilir. Kendi kendine meme muayenesi yapan kadın kendi memesini tanır, böylece memede oluşan en küçük değişiklikleri bile erkenden farkedebilir. Bu durum erken tanı için oldukça önemlidir. Daha küçük boyutta ve daha erken evrede saptanan meme kanserleri tam şifa ile tedavi edilebilir. Bu nedenle kadınların bilinçlenmesi ve farkındalık oluşması için toplumun her kesimi gayret göstermelidir.

Meme kanserinin en sık bulgusu ele gelen kitledir. Meme kanserinde saptanan kitlelerin özelliği sert ve düzensiz sınırlı olması ve rahat hareket etmemesidir. Çevre dokulara, göğüs kasına veya cilde yapışıklık gösterebilir. Memedeki kitleye koltuk altında kitle eşlik edebilir, kitle çevresinde ülserleşme, deride iyileşmeyen yara oluşumu görülebilir. Meme cildi ve meme başında değişiklikler de diğer bulgulardır. Meme kanserinin başka organlara yayılması durumunda, yayıldığı organa ait bazı şikayetler görülebilir. Kemik yayılımında (metastazı) bacak, kol veya bel ağrısı, karaciğer metastazlarında karın ağrısı, sarılık, akciğer metastazlarında nefes darlığı, öksürük, beyin metastazlarında görme bozukluğu, baş ağrısı veya baş dönmesi gibi şikayetlerle de hastalar nadiren de olsa müracaat edebilirler. Başka organlara yayılan tümörler genelde daha büyük hacme ulaşan ve öncesinde memede bir bulgu veren tümörlerdir.

Meme kanseri belirtileri şu şekilde özetlenebilir;

  • Memede ya da koltukaltında ele gelen şişlik, kitle
  • Meme başından berrak ya da kanlı akıntı
  • Meme başında içe çökme, çekilme ya da şekil bozukluğu
  • Meme başı derisinde soyulma ya da kabuklanma, pullanma, iyileşmeyen egzema
  • Meme cildinde yara veya kızarıklık
  • Meme cildinde ödem, şişlik ya da içe doğru çekinti olması, portakal kabuğu görünümü
  • Memede büyüme, şekil bozukluğu ya da asimetri meydana gelmesi
  • Memenin renginde değişiklik

Meme kanserinde erken teşhisin önemi

Yukarıda bahsedilen bulguların varlığında vakit kaybetmeden gerekli incelemeler yapılmalı, tanı konulmalı ve tedavi planlanmalıdır. Bahsedilen bulgular ortaya çıkmadan, tarama testleri ile meme kanserinin erken tanısı mümkündür. Meme kanseri kadınların en sık görülen kanseri olduğundan ve tarama testleri ile erken tanı mümkün olduğundan, bütün kadınlar hiçbir şikayetleri olmasa bile belirli aralıklarla tarama testlerini yaptırmalıdırlar.

Meme kanserinin tedavisinde başarı oranınını, bir başka deyişle hastanın geleceğini ve sağkalım (yaşama zamanı) sürelerini belirleyen en önemli faktörler meme kanserinin evresi (yayılım durumu) ve tümörün  biyolojik özellikleridir. Meme kanserine erken tanı konulması tedavi seçeneklerinin sayısını çoğaltır, tedavinin başarı şansını yükseltir ve yaşama şansını / genel sağkalım oranını arttırır. Meme kanseri, belirtiler ortaya çıkmadan tarama testleri ile tespit edilirse başarı ile tedavi edilebilir ve hastalar yaşamlarına normal şekilde devam edebilirler. Aynı zamanda tümör boyutunun küçük olması nedeniyle memenin ve koltuk altı lenf bezlerinin korunması da mümkün olabilmektedir. Bu durum, zaten yaşam süresi açısından başarıyla tedavi edileceğine inandığımız erken evre meme kanseri hastasının yaşam kalitesinin de korunmasını sağlar.

Özetle meme kanseri tedavisinde 3 hedefimiz vardır;

1)      Hastanın yaşaması (genel sağkalım – overall survival)

2)      Hastanın hastalıksız yaşaması (hastalıksız sağkalım – disease free survival)

3)      Yaşam kalitesi (memeyi korumak, meme alınacaksa yeni meme yapmak, koltuk altı lenf bezlerini korumak)

İşte, erken evrede yakalanan hastalarda, bu üç g-hedefe ulaşma şansımız daha yüksek olmaktadır. Bu nedenle, tüm kadınlarda farkındalık oluşması, meme kanseri ile ilgili bilgilenmeleri, belirli aralıklarla hiçbir şikayetleri olmazsa bile kontrollerini yaptırmaları hayati önem taşır.

Meme kanserinin erken teşhisi için yapılması gerekenler;

  • Kadınların yaptıkları düzenli kendi kendine meme muayenesi
  • Doktor tarafından klinik ortamında meme muayenesi
  • Mamografi ve / veya meme ultrasonu çekilmesi
  • Doktorun gerekli gördüğü diğer incelemeler

Meme kanserinde tümörün erken evrede bulunabilmesi ve başka organlara yayılmadan tanı konulabilmesi için kadınların kendi kendine meme muayenesi yapmaları önemlidir. Kendi kendine meme muayenesi, 20 yaşından itibaren yapılmalıdır. Meme dinamik bir organ olduğundan ve ay boyunca hormonal değişiklikler nedeniyle farklılıklar gösterebileceğinden, kendi kendine meme muayenesi her ay aynı dönemde yapılmalıdır. Bu şekilde, zaten dönemsel değişiklikler gösteren meme dokusunun kadın tarafından tanınması sağlanır. Kendi kendine meme muayenesi düzenli yapan kadın kendi memesini tanır. Bunun için hep aynı dönem, yani adet bittikten yaklaşık 5-7 gün sonrası tercih edilmelidir. Adet bittikten 5-7 gün sonraki dönem, memelerdeki hassasiyetin en az olduğu, ödemin, ağrının ve şişliğin azaldığı ve muayenenin en rahat yapılabileceği dönemdir. İşte adet bittikten 5-7 gün sonra kendi kendine meme muayenesi yapan kadın, hep aynı dönemde memesini kontrol edeceğinden, kendi memesinin normalini öğrenir. Böylece, memede oluşan en küçük değişiklikleri bile erkenden farkedebilir. Kanser olursa, bunu göreceli olarak daha erken farkedebilir, bu hastanın yaşam süresini bile etkileyebilir. Bu nedenlerle, hiçbir şikayeti olmazsa bile, her kadın kendi kendine meme muayenesi yapmayı alışkanlık haline getirmeli ve her ay düzeli olarak adet bittikten sonra muayenesini yapmalıdır. Bunun dışında, ek risk faktörleri yoksa her kadının 20 yaşından sonra 40 yaşına kadar 3-4 yılda bir doktor muayenesi yaptırması yeterli olacaktır.

Kendi kendine aylık meme muayenesine kadınlar 40 yaşından sonra da devam etmelidirler. Menopoz sonrasında da kendi kendine meme muayenesi aylık olarak devam etmelidir ve her ayın aynı gününde yapılmalıdır. Emziren anneler, kendi kendine meme muayenesini, emzirdikten veya memelerindeki sütü boşalttıktan sonra yapmalıdırlar. Meme kanserinin erken teşhisi için 40 yaşından sonrası diğer öneriler, yıllık doktor muayenesi ve mamografi çekimidir. Tarama amacıyla (screening) mamografi çekimine 40 yaşında başlanmalı, 50 yaşına kadar 2 yılda bir, 50 yaşından 70 yaşına kadar yılda bir çekilerek devam edilmelidir. Son yıllarda, 35 yaş dolaylarında da bir kez mamografi çekilmesi, 40’lı yaşlarda çekilecek mamografilere referans olması nedeniyle önerilmektedir.

 

Meme Muayenesi Nasıl ve Ne Zaman Yapılır?

Klinik ortamda hekim tarafından yapılan meme muayenesi fiziksel bir muayene olmaktadır ve memede herhangi bir anormallik olup olmadığını tespit etmek için yapılmaktadır. Muayene sırasında el parmakları meme üzerinde bastırılarak ve genellikle yuvarlak çizilerek dolaştırılır. Bu sırada anormal bir doku varsa hissedilir. Eğer meme muayenesi sırasında anormal bir doku tespit edilirse, bulunan yumrunun büyüklüğü ve şekli, meme cildi veya altta yer alan göğüs kası ile olan ilişkisi, çevre dokulara yapışık olup olmadığı, eşlik eden meme cildinde ve meme başında bir değişiklik olup olmadığı kontrol edilir.

Memede bir yumru / kütle bulunduğunda doktorunuz genellikle mamografi ve ultrasonografi tetkiklerini ister. Genç hastalarda istenen tetkik genellikle tek başına ultrasonografi iken, yaşı 35 ve üzerinde olan hastalarda her iki tetkik birden istenir. Gelen sonuçlara göre izlenecek yol haritası belirlenir ve doktorunuz bu konuda size ayrıntılı olarak bilgi verir.

Hekim tarafından yapılan muayene dışında kadınlar her ay evlerinde kendi kendilerini muayene etmelidirler. Bu muayenenin nasıl yapılması gerektiği hekim veya diğer sağlık çalışanları tarafından detaylı bir şekilde anlatılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, elle yapılacak olan muayenenin adet döneminin tamamlanması sonrasında 5-7 günü takiben yapılmasıdır. Erekn teşhis için, kendi kendine meme muayenesi, doktor tarafından meme muayenesi ve 40 yaş sonrasında düzenli tarama mamografileri çekilmelidir. Bu şekilde hem erken teşhis, hem de erken teşhis nedeniyle meme kanserine bağlı ölüm oranlarının azalması mümkündür.

Meme Kanserinde Cerrahi Tedavi Yöntemleri

Meme kanseri tedavisinde en önemli basamaklardan biri cerrahidir. Meme kanserinde cerrahi girişim temel olarak iki ana başlık altında incelenir.

1)      Memeye cerrahi girişim (memenin tam olarak veya kısmen alınması ve yeni meme yapılması)

2)      Koltuk altına cerrahi girişim (lenf bezlerine yayılımı saptamak, yayılım durumunda koltuk altı lenf bezlerini temizlemek)

Meme için yapılan cerrahi girişimler

1)      Mastektomi – memenin tamamen alınması

  1. Basit mastektomi – meme tamamen alınır, geride doku kalmaz, göğüs duvarı düzleşir, yerine aynı seansta yeni meme yapılmaz.
  2. Cilt koruyucu mastektomi – subkutan mastektomi – memenin içi boşaltılır, meme cildi korunur, içerisi hastanın kendi dokusu veya silikon balon (ekspander) / protezle doldurulur.
  3. Meme başı koruyucu mastektomi – nipple areola sparing mastektomi – memedeki tümörün meme başına uzak olduğu durumlarda, cilt koruyucu mastektomide olduğu gibi meme cildi korunur, ek olarak meme başı ve meme ucu da korunur, içerisi hastanın kendi dokusu veya silikon balon (ekspander) / protezle doldurulur.

2)      Meme koruyucu cerrahi  – memedeki tümör bir miktar çevre meme dokusu alınarak temizlenir, meme tamamen alınmaz.

Özetle, memeye yapılan girişimler mastektomi (memenin tamamen alınması) ve meme koruycu cerrahi (memenin korunması) olarak özetlenir. Memenin tamaman alındığı ve mastektomi denilen ameliyatta, hastanın klinik ve tümör özellikleri uygunsa ve hasta istiyorsa, eş zamanlı yeni meme yapılabilir. Bu durumda genellikle, meme cildinin korunduğu bir girişim (cilt koruycu mastektomi – nipple areola koruyucu mastektomi) gerçekleştirilir ve eş zamanlı olarak yeni meme yapılır (hastanın kendi dokusu veya silikon protez / balon yardımıyla).

Meme koruyucu cerrahi yapılan hastalarda kozmetik sonuç, yaşam kalitesi ve sonrasında yapılacak radyoterapi komplikasyonlarının daha az oranda görülmesi açısından büyük önem taşır. Bu nedenle, gerekli hastalarda onkoplastik cerrahi girişim adı verilen memenin yeniden şekillendirmesi (remodelling) şeklindeki girişimler yapılabilir. Bu konu ilgili bölümde çok daha detaylı olarak ele alınacaktır.

Meme kanseri (invaziv meme kanseri) olan hastalarda memeye ek olarak koltuk altına da girişim yapılır. Muayene ve radyolojik bulgulara göre koltuk altının negatif olduğu yani tümörün koltuk altına yayıldığına dair bir bulgunun bulunmadığı hastalarda, koltuk altı kontrol edilir. Bu işlemin adı sentinel nod biyopsisi – bekçi lenf nod biyopsisidir. Bu şlem için, memeye radyoaktif madde (teknesyum) ve / veya mavi boya verilerek lenfatik haritalama yapılır. Koltuk altının girişlimdeki ilk lenf nodu bulunur ve çıkarılır. Yapılan ameliyata göre, ameliyat sırasında çıkarılan bu lenf nodu patolog tarafından incelenir. Koltuk altına yayılımın (koltuk altı metastazı – aksiller metastaz – aksiller tutulum) olduğu hastalarda, koltuk altındaki tüm lenf bezleri (nodları) çıkarılır. Koltuk altındaki tüm lenf bezlerinin çıkarılması işlemine aksiller diseksiyon adı verilir.

Son dönemlerde meme kanseri tedavisi için uygulanan cerrahi operasyonlar arasında meme koruyucu cerrahi ve koltuk altına yönelik olan bekçi lenf düğümü örneklemesi oldukça popülerdir. Bu tedavi seçeneklerinin uygulanabilmesi için tümörün erken bir dönemde teşhis edilmesi gerekmektedir. Meme koruyucu cerrahi çok erken evrelerde ve meme volümünün uygun olduğu durumlarda uygulanmaktadır. Kadınların meme kanserikonusunda bilinçli davranması ve düzenli kontrollerle meme kanserinin erken teşhis edilebilmesi sayesinde bu yöntem oldukça sık uygulanır olmuştur. Diğer tedavi yöntemlerine göre yaşam kalitesi meme koruyucu cerrahi ve bekçi lenf düğümü biyopsisi  (sentinel nod biyopsisi) ile çok daha az olumsuz etkilenir. Bu nedenle kadınlarınmeme kanseri varlığını erken dönemde teşhis edebilmesi için elle muayeneyi ve mamografi çektirmeyi ihmal etmemeleri gerekmektedir.

Meme Kanseri Tedavisinde Mastektomi

Meme koruyucu cerrahinin uygulanamayacağı hastalarda veya hastanın meme koruyucu cerrahiyi tercih etmemesi durumunda mastektomi (memenin tümüyle alınması) yapılır. Meme cildinin korunduğu ve eş zamanlı yeni memenin yapıldığı girişimlerin başarı şansı yükseldikçe ve erken teşhis ile birlikte meme koruyucu cerrahi yapılan hasta oranları arttıkça standart mastektomi yapılan hasta oranı azalmaktadır. Memenin tümüyle alınmasının gerektiği hastalarda, meme ve tümör özellikleri uygunsa meme cildi ve / veya meme başı korunabilmekte ve eş zamanlı yeni meme (meme rekonstrüksiyonu) yapılabilmektedir. Böylece meme koruyucu cerrahidekine benzer şekilde, memenin tamamen alındığı ve eş zamanlı meme rekonstrüksiyonu yapılan bu hastalarda hasta memnuniyeti artmakta ve yaşam kalitesi skorları yükselmektedir.

Meme kanseri için uygulanacak olan cerrahi tedavi yöntemleri, hastanın yaşına, fiziksel özelliklerine, alışkanlıklarına, psikolojik durumuna, tümör özelliklerine, hastalık evresine, hasta isteğine, cerrahın tecrübesine, eldeki imkanlara ve kurum prensiblerine göre belirlenir ve hasta ile tartışılarak ve alternatif tedavi seçenekleri konuşularak belirlenir.

Meme Kanserinde Tıbbi Tedavi

Meme kanseri tedavisinde son yıllarda oldukça büyük gelişmeler yaşanmıştır. Günümüzden 10 yıl önce meme kanseri östrojen hormonuna duyarlı ve duyarsız olmak üzere ikiye ayrılmaktaydı. Bugün ise çok daha ayrıntılı olarak tümör özelliklerine göre ayırım yapılabilmesi mümkün olsa da daha kolay anlaşılması açısından meme kanseri 4 gruba ayrılarak incelenir. Immünohistokimyasal inceleme sonuçlarına göre meme kanserinin alt grupları;

  • Östrojen hormonuna duyarlı olan tümörler (Luminal A)
  • Östrojen hormonuna duyarlı olan aynı zamanda Her2 reseptörü taşıyan tümörler (Luminal B)
  • Östrojen hormonuna duyarsız ve Her2 reseptörü taşıyan tümörler (HER 2 pozitif)
  • Östrojen hormonu ve Her2 reseptörü taşımayan tümörler (Tripple negative – üçlü negatif)

Meme kanseri hakkında elde edilen bilgiler sayesinde uygulanacak tedavinin de kişiye ve tümöre özel olması gerektiği söylenebilir. Böylece tedaviler daha başarılı olmakta ve meme kanseri hastalarının iyileşme oranı yükselmektedir. Erken evrelerde teşhis edilen meme kanserinde uygulanan ameliyat sonrası tıbbi tedavinin amacı hastalığın yeniden ortaya çıkma riskini azaltmaktır. Adjuvan tedavi olarak tanımlanan, ameliyat sonrası verilen koruyucu tedavilerde,

  • Hastanın yaşı
  • Hastanın fiziksel özellikleri ve ek hastalıkları
  • Eşlik eden hastalıklar
  • Tümör özellikleri
  • Hastalığın evresi  dikkate alınarak karar verilir.

Adjuvan (koruyucu) tedavinin belirlenmesinde yukarıda belirtilen faktörler dikkate alınarak bir karar verilir. Gerekli durumlarda, cerrahi sonrasında kemoterapi verilir. Bazen hormonoterapi veya hedefe yönelik tedavi verilebilir. Hastanın yaşına, tümörüne, evresine, beklenen yaşa süresine ve uygulanacak tedavinin öngörülen katkısına göre, kemoterapi, hormonoterapi, hedefe yönelik tedavi seçeneklerinden biri veya birkaçı uygulanabilir. Bu tedavi seçenekleri sistemik tedavi olarak tanımlanmaktadır. Tümörün koltuk altına yayıldığı durumlarda, hasta yaşının 40’ın altında olduğu durumlarda genellikle kemoterapi uygulanma kararı verilebilmektedir. Elbette, sadece yaş ve koltuk altı durumu değil, daha önce bahsedilen tümörün biyolojik özellikleri, hastanın fiziksel kapasitesi, öngörülen tedavi katkısı gibi birçok faktör dikkate alınarak tedavi planı oluşturulmaktadır. Hastaların tedavi kararları, cerrah, medikal onkolog, radyasyon onkologu, radyolog, patolog, nükleer tıp uzmanı, plastik cerrah, psikolog katılımı ile yapılan multidisipliner meme kanseri konseyinde tartışılarak belirlenir. Meme koruyucu cerrahi yapılan hastalarda ek olarak radyoterapi de rutin olarak uygulanır. Tümör özelliklerine göre hedefe yönelik tedavi kararı verilen hastalarda trastuzumab adı verilen hedefe yönelik tedavi radyoterapi sonrasında 1 yıla tamamlanır.