Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser ve kanserden ölüm nedenidir. Tüm jinekolojik tümörlerden 3 kat daha fazla görülür; oranı devamlı artarak 1960 yılından günümüze dek 20 kişide 1 kişiden, 8 kişide 1 kişiye oranına yükselmiştir.

Kadınlarda çok yaygın bir hastalık olan meme kanserinin kesin nedeni hâlen bilinmemektedir.

Amerikan Kanser Birliği her yıl 200.000’den fazla yeni meme kanseri tanısı konulduğunu ve 40.000’den fazla meme kanserli hastanın bu hastalıktan öleceğini tahmin etmektedir.

Meme kanseri yalnızca kadınlarda rastlanan bir hastalık değildir. Meme kanseri olan insanların 99 tanesi kadın 1 tanesi erkektir. Amerikan Kanser Birliği, yılda 1.500 – 2.000 arasında erkeğin bu hastalığa yakalanacağını tahmin etmektedir. Erkeklerde, memedeki kitlelerinin değerlendirmesi, kadınlardaki gibidir ( mamografi, ultrason ).

Meme kanseri oranı 20 li yaşlarda çok düşüktür; kademeli olarak artar,; 45-50 yaş arasında sabit bir oranda görülür; 50 yaşından sonra ciddi bir şekilde artış gösterir. Meme kanseri tanısı konan kadınların yüzde 50 sinin 65 yaşından büyük olması, bir kadının yaşamında yıllık incelemelerin ne denli önemli olduğunu gösterir. Ülkemizde yaptığımız bir çalışmada, tüm meme kanserlerinin %20’sinin 40 yaşından küçük kadınlarda görüldüğü tespit edilmiştir. Amerika ve Avrupa’da bu oran %5 kadardır. Demek ki, ülkemizde genç kadınlarda da meme kanseri sık görülmektedir.

Meme kanseri hastadan hastaya farklı özellikleri olan (heterojen) bir hastalıktır. Farklı kadınlarda, farklı yaş gruplarında, tümördeki farklı hücre yapısı ve özellikleri ile her hastada farklı şekilde davranmaktadır (farklı biyolojik davranış). Genç kadınlarda(40 yaşından küçük) daha hızlı seyretmektedir. Bu nedenle, bunlarda daha yoğun bir tedavi yapılmaktadır. ileri yaş hastalarda (70 yaşından büyük) meme kanseri, daha yavaş seyirlidir.

Meme içinde kanserleşen bir hücrenin, bir tümör oluşturması ve bir uzmanın muayene sırasında anlamasına ya da radyolojik incelemede belli olmasına kadar hayli uzun zaman geçmesi gerekiyor. Kadınlar genellikle en az 1 cm. büyüklüğüne ulaşmış bir kitleyi, elle kontrol yöntemi sayesinde fark edebiliyorlar. Günümüzde meme kanserlerinin çoğu kişinin kendisi tarafından bulunuyor. Kanserli kitleler nispeten sert, düzensiz kenarlı, yüzeyi pürtüklü görünüyor ve meme dokusu içinde rahatça oynatılamıyor. Kanser uzak organlara metastaz (yayılım) yapmışsa bu yayılımlar, nadiren meme kanserinin ilk bulgusunu oluşturuyor. Meme kanserinin sıkça yayılma gösterdiği bölgeler ise kalça ve omurga kemikleri ile akciğer ve karaciğer.

Ancak bazı hastalarda bu belirtilerin hiçbirisi olmuyor ve kanser yalnızca, mamografi incelemesiyle tespit edilebiliyor. Aşağıdaki belirtilerden en az biri varsa, vakit geçirmeden uzmana başvurulması gerekiyor.

belirti

• Memede veya koltukaltında ele gelen kitle (sertlik, şişlik)
• Memebaşından akıntı (tek kanaldan kanlı veya şeffaf renkli)
• Memebaşında içe doğru çekilme, çökme veya şekil bozukluğu
• Memebaşı derisinde değişiklikler (soyulma, kabuklanma)
• Meme cildinde yara veya kızarıklık
• Meme cildinde ödem, şişlik ve içe doğru çekintiler olması (portakal kabuğu görünümü)
• Memede büyüme, şekil bozukluğu veya asimetri ya da renginde değişiklik (kızarıklık vs.)

Tüm kanser türlerine bağlı ölümler arasında, meme kanserine bağlı ölümler, ikinci sırada yer alıyor. İlk sırada, akciğer kanseri bulunuyor. Türk İstatistik Kurumu (TUİK) 2007 verilerine göre, 70 milyonu aşan ülkemizde, 100 bin kadından 22’si meme kanserine yakalanıyor. Meme kanserinden ölüm oranı 100 bin kadında yaklaşık 10 kişi olarak belirtiliyor. (http://www.tuik.gov.tr)

Meme kanseri risk faktörleri

Erken adet ve geç menopoz : 12 yaşından önce ilk adeti görmek ve 55 yaşından sonra menopoza girmek meme kanseri riskini arttırır.

Doymuş yağ oranı yüksek besinlerle beslenme : Yağların cinsleri önemlidir. Kanola yağı ve zeytinyağı gibi tek bağlı doymamış yağlar meme kanseri riskini arttırmazken, mısırözü yağı, hayvansal yağlar ve kırmızı et riski arttırır.

Meme kanserinde aile hikayesi : Aile hikayesinde meme kanseri olanlar hastalığın oluşması bakımından yüksek risk altındadır. Meme kanseri olan kadınların ancak %15’inde aile hikayesi pozitiftir. Aile hikayesinde özellikle anne, kız ve kız kardeşten oluşan birinci dereceden akrabalarda meme kanseri olması risk oluşturmaktadır. Ancak, teyze, hala, anneanne, babaanne gibi 2. derece akrabalarda da meme kanseri olması dikkate alınmalıdır. Aile hikayesi olan ve akrabası menopoz öncesi meme kanserine yakalanan kadınlar, mamografi çektirmeye aile bireylerinin teşhis yaşından 10 yıl önce başlamalıdır. BRCA-1 ve BRCA-2 gen testleri, ancak doktorunuz tarafından önerildiği zaman yaptırılmalıdır.

Geç, ya da hiç doğum yapmamış olmak : Hiç doğum yapmamak veya 30 yaşından sonra doğurmuş olmak meme kanseri riskini artırmaktadır.

Alkol : Günde 2 kadehten fazla alkol tüketimi.

Östrojen tedavisi : Çoğu çalışma, 5 yıldan daha uzun hormon replasman tedavisinin meme kanseri riskini artırdığını göstermektedir. Ancak bu çalışmalar, östrojen alımının osteoporoz , kalp hastalığı, Alzheimer ve kolon kanseri riskinin azalmasına neden olduğunu da vurgulamaktadır. Biz, çok mecbur kalınmadıkça, menopoz tedavisi için hormon verilmesini önermemekteyiz.

Geçmiş meme kanseri hikayesi : Önceden meme kanseri olmuş hastaların eğer korunmuş ise aynı meme ve diğer memesinde , alınmış ise diğer memesinde de kanser gelişme riski vardır. Meme kanseri teşhisinden sonra klinik izlemenin sebebi, sadece aynı hastalığın yeniden oluşmasını değil, aynı zamanda ortaya çıkabilecek yeni bir kanseri erken teşhis etmektir.

Kadın : Kadın olmak meme kanseri için bir risk etmenidir.

Başka hastalık için ışın tedavisi : Göğüs duvarına başka bir hastalık için ışın tedavisi uygulanan hastalar yaklaşık 10 yıl sonra yüksek meme kanseri riskine sahip olur. Bu gruptaki hastalarda erken teşhise önem verilmelidir.

Şişmanlık (Obezite) : Özellikle menopoz sonrası kilo alınması ve şişmanlık, meme kanseri riskini artırmaktadır.