ulker-cetin

Tüm gönül dostlarıma merhaba,

Benim hikayem 01.10.2012’de ultrason istememle başladı. İstemem dedim çünkü ben düzenli olarak kontrollerime giden kendimle ilgili, üç ay öncesinde çektirmiş olduğum ultrason sonucuna göre her şey yolunda, 11.06.2012 tarihindeki ultrasonumun çekiminden bir ay sonra sağ göğsümde değişiklikler hissettim ama daha 1 ay öncesindeki sonuçlara güvendiğim için hiç aklıma kötü bir şey gelmemişti. Dayanamayıp tekrar Genel Cerrahi bölümüne giderek ultrason çektirmek istediğimi söyledim. İyi ki çektirmişim çünkü sonuçlar benim hissettiğim gibi kötüydü. İlk ameliyatımı Bilecik Devlet hastanesinde oldum. Ben herşeyin bittiğini, göğsümdeki kitleden kurtulduğumu düşünürken, bunun yeni bir başlangıç olduğunu daha sonra anladım. Patoloji sonuçlarına göre Kanser olduğumu öğrendim. Nedendir bilemiyorum soğukkanlı davrandım, çok büyük tepkiler vermedim. Hep kendime % 50 şans veriyordum. İyi de olabilir, kötüde….

Doktorumun yönlendirmesi ile, Op. Dr. Atila Sayar (saygı ve sevgilerimi sunuyorum) Bursa UÜTF ‘nde tedavim başladı. Hayatımda karşılaştığım mucizelerden biri olarak gördüğüm doktorum Prof. Dr. M. Şehsuvar Gökgöz (saygı ve sevgilerimi sunuyorum) 13 Kasım 2012 ‘de 6 saat süren bir operasyonla 2. Ameliyatımı gerçekleştirdi. Daha sonrasında kemoterapi, radyoterapi ve halen onkolojide tedavim devam ediyor.

Kemoterapi tedavisinden herkes gibi bende çok etkilendim; hepsinin bende bıraktığı izler artık belleğimde silinmez bir hatıra… Tedavim devam ederken okuduğum bir kitaptaki hikayeden çok etkilendim.

YENİDEN DOĞUŞ

Kartallar, kanatları ve kuyrukları geniş bacakları tüylü, iri yırtıcıdırlar. İki-üç yılda ergenliğe ulaşırlar. Ormanlarda, dağlarda yaşarlar. Kaya girintilerinde ve ağaçlarda yuva yaparlar, kartallar kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayanı vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadırlar. Kartalların yaşı 40’a vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelirler. Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır.

Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birisini yapmak zorundadır. Ya ölümü seçecektir ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse , kartal bir dağın tepesine uçar ve orada uçmasına gerek olmayan bir yer bulduktan sonra , burada gagasını sert bir şekilde vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer.

Kartal, bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker, çıkartır. Yeni pençeleri çıkınca kartal, bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. Beş ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur “Yeniden Doğuş “ uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir. İnsan hayatında da zafer uçuşunu sürdürmek için , bize acı veren eski alışkanlıklardan ve anılardan kurtulmak zorundayız. Ancak; geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlardan tam olarak yararlanabiliriz.

Ben bu hikayeyi okuduğumda kemoterapi tedavisi görüyordum. Yeni 40 yaşına basmış ve dökülen saçlarımı kendi ellerimle kesmiştim, tırnaklarımda ilaçların yan etkisiyle kırılma ve kararmalar olmuştu. Benim için de geçtiğimiz yıl acılı ve zorlu bir süreçti. Bu süreci inançla ve sevgi ile atlattığımı düşünüyorum.

Yüzümden tebessümü hiç eksik etmedim ve her zaman benim yaşadığım sıkıntıların daha fazlasını çekenlerin olduğunu düşündüm. Bu günü yaşıyoruz ama yarının bize ne sunacağını, hangi sürprizlerle karşılaşacağımızı bilemeyiz.

Artık bitti, hayattan hiçbir beklentim yok dediğimiz anlarda bile istersek mutlu olabiliriz. Kemoterapi tedavisi gören her hasta bilir. Sadece yatakta nefes alabiliyorum, yemek yiyemiyor, tedaviden dolayı halsiz ve bitkinim.

Aldığım nefes bile midemi bulandırıyor, hareket edemiyorum. Beynim uyuşmuş durumda. Etrafımda gelişen olayları duyuyor ama katılamıyorum. Hele o eklemlerdeki ağrılar.. Daha önce hiç böyle bir ağrı yaşamamıştım. Vücudumdaki tüm kemikleri hissettim. Hepsi geçiyor. Sadece sabırlı olmak ve iyi olacağınıza inanmak gerek.

Radyoterapi tedavimin öncesinde PET CT çektirmek için sırada beklerken; yanımda oturan iki çift ile konuşuyorduk. Siz nereden geldiniz?, tedaviniz ne durumda?… gibi klasik kanser hastalarının birbirlerine sorduğu sorular.. Ben de bu soruların karşılığında ertesi gün 7. Kemoterapimi alacağımı, radyoterapi öncesi PET CT çektireceğimi söyledim. Yanımdaki bayanın eşi bana dönüp şöyle dedi.
– 7. kemoterapiyi alacağınıza sevindim. Çok sevdiğim bir arkadaşım vardı. 5. kemoterapiyi almadan vefat etti.
Ben de merakla sordum.
– Arkadaşınız ne kanser idi?
– Meme CA

Bana sadece arkadaşına rahmet dilemek kalmıştı. Mekanı cennet olsun. Bu muhabbeti hiç unutmuyorum. Fıkra tadında anımsıyorum.

Karşılaştığınız böyle konuşmalar o an için canınızı sıkabiliyor. Daha sonra bunlara da alışıyorsunuz. Bakış açınız çok önemli… Tedavimin başlarında, o yoğun dönemlerde karamsarlığa kapılmadım desem yalan olur. 3 ay öncesinde her şey yolunda iken, birdenbire kendimi ameliyathanede buldum , gelişen olaylar benim kontrolümden çıkmıştı ve sonrasında canım çok yandı. Yaşanılan her acı , her üzüntü zamanla unutuluyor. Tedavim sırasında ameliyatlarımın hemen sonrasında kendime gelir gelmez günlük hayatıma devam ettim. Kendimden hiç vazgeçmedim. Aynaya her baktığımda gülümseyebildim. Kendimi asla çirkin bulmadım. 3 tel kirpiğim kalana dek rimelimi sürmekten vazgeçmedim. Bir gün sürmeye çalışırken baktım o 3 tel kirpiğim de gitmiş.. Yapacak hiçbir şey yok. Sabırla beklemekten başka… Şimdi saçlarım, kirpik ve kaşlarım çıktı (😊) ve benim için çok kıymetliler…

Tüm arkadaşlarıma acil şifalar diliyorum, ayrıca hastalığımda, bana destek olan , Bursa Onkoloji Dayanışma Derneği Bşk. Füsun Önen hanım’a , tüm Onko-Day ailesine, Bilecik Devlet Hastanesi’ndeki mesai arkadaşlarıma, aileme ve kızım Tuğçe’ye sonsuz teşekkürler…

Rabbim hepimize gönlümüzün güzelliğini, sağlık olarak geri versin.

Ülker Çetin
10.11.2013

 

Alıntı : OnkoDay Facebook Gurubu